Oyhan Hasan BILDIRKİ'den çeşitli edebi yazılar, eleştiri, deneme, makale örnekleri ve seçilmiş şiirler



GÖKÇE

KENDİMİZİ ANLATMAK

22:45, 16/6/2007 .. Posted in Fıkralar .. 1 Yorum .. <%TrackbackCount%> trackbacks .. Okumaya Devam Et


Bayramlarda düğünlerde

Toplantıda yığınlarda

Sıkılınca dar günlerde

Türküz türkü çağırırız

Aşık Veysel

 

Dünya üzerinde en çok konuşulan dillerden birisi Türkçe’dir. Onun sesisini ve yankısını kucaklayamayan, ondan izler taşımayan bir karışlık toprak, “toprak olamayışının ayıbı”nı yaşar.

Türkçe, “tacidâr dil”lerdendir.

Uzun zaman imparatorluk dili olan Türkçe, devletin resmî sınırları içinde kalan azınlık dillerini etkilediği gibi, bazen onlardan da etkilenmiştir. Böylece Türkçe’nin yanında, “Türkçeleşmiş Türkçe” denilen ikinci cephe doğmuştur. Fakat güzel dilimizin sahipleri, azınlıkların dilini köreltici, kökten silici tetbirlere başvurmamışlardır. Hür Türkçe’nin ulaştığı her yerde, azınlık dilleri de, giderek kendi vadilerinde olgunlaşmışlardır. Pratikte bu durum, kötüye gidişin aynası olarak karşımıza çıkmıştır. Hür Türkçe’nin kanatları altında “korkusuzca palazlanan diller”, daha sonraki günlerde, bölücülerin ekmeğine yağ sürmüştür. Bunun sonucunda da dilimiz, ilkin bölücülerin hesaplı saldırılarıyla hançerlenmiştir. Bu hançer yaraları, dilimizin gelişme tarihinde, “Çerkezce, Lazca, Kürtçe” gibi isimlerle yerlerini almıştır. Hoşgörü, “maraz” doğurmuştur. Bölücüler de günümüzde bile işlerine geldikçe, bu marazı kaşıyıp duruyorlar.

Ya, “tarihî yağdanlıklar?”

Onların sahne aldıkları zamanlarda anadilimiz, nedense “Uygurca, Kazakça, Özbekçe, Azerice, Osmanlıca, Uzca” gibi isimler almıştır. Böylece dilimiz hem zayıflamış, hem küçültülmüştür. Yağdanlıklar, devleti yöneten aile veya zümrelere yaranmak için, dilimizin adının değiştirilmesine bilerek sebep olmuşlardır.

Her iki tutum, Türkçe’mizin zararına sonuçların filizlenmesine yaramıştır. Haydi amaçları doğrultusunda hareket eden bölücüleri yok sayalım. Fakat yağdanlıklara gelince...

Bunlar, “Türklük şuuru”ndan habersiz oluşlarının kurbanı olmuşlardır. Fakat gafletlerinin cezasını da, Türk milletine çektirmişlerdir. Sonra da, “dönen çarka göre vaziyet almışlar”dır. Yağdanlıkların gelgitleri, Türkçe’yi konuşanların yüreklerinde “acaba tohumları”nın boy atmasına yetmiştir. Sade vatandaşa sorsanız, Kazak ile Türk’ün aynı dalın çiçekleri olduğu cevabını alamazsınız.

Ya ilim, edep sahipleri?

Onların ihaneti, asla affedilecek gibi değil. Çokbilmişlerimiz, sözüm ona akıl ve irfan sahiplerimiz, ipin ucunu bıraksanız, ilkokulları geçelim, anaokullarına bile “İngilizce”yi sokuverecekler. İllâ “İngilizce” diye ayak dirediğim sanılmasın. Bu, bazen Fransızca, bazen Almanca, hatta Japonca olarak da karşımıza çıkıyor.

Elbet dil öğrenmek güzel şey! Benim anlatmak istediğim de, böyle bir şeye karşı oluşum değil. Ancak dilimize vurduğumuz “üçüncü hançer”e işarettir.

Bence kendi dilini tam bilmeyen, onu sevmeyenler; dünyanın hangi dilini bilirlerse bilsinler, “kan ve kemik” yapılarını değiştiremeyeceklerinden, “enselerinde patlayan tokatların zilleti”ni, daima yaşayacaklardır.

Gelin! Onu bunu bırakalım. “Türkçe’nin ses bayrağını uzayın dorukları”na doğru yükseltelim. Bu yolun da birincisi, öncüsü “edebiyat tarlası”ndan geçmez mi?

Kısaca; her yerde, her durumda ve her konumda, Türkçe’mizin hakkını verelim.

Türk olmanın yolu, biraz da Türkçe demek değil midir?

Ayıpların yüküne daha ne kadar katlanacağız?

 

Oyhan Hasan BILDIRKİ


EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Yorumdan Çık .. Trackback

As'lolan...

2005-10-11 23:19:26, 2005-10-11 23:19:26 .. Posted by yunusevren
Merhaba...
Her gün en son yazılan blogları mutlaka ziyaret ederim ve bu gün ne mutlu ki, sizi keşfettim. Profilinize bakıp Aydınlı oldugunuzu görünce çok heyecanlandım. Zaten "Türkçe Düşmalığı" başlığınız hemen dikkatimi çekmişti...Son derece değerli düşüncelerinzle tanışmak, cümlelerinizde keşfe çıkmaz büyük zevk verdi bana. Bundan böyle sürekli yazılarını takip edeceğim.
Sevgi selamlarımla..
Y. Evren S.

<%TrackbackTitle%>

<%TrackbackTime%>, <%TrackbackDate%> .. Posted in <%TrackbackBlogName%> .. Delete
<%TrackbackExcerpt%>

{ SON YAZDIĞIM } { SAYFADAN SAYFAYA } { DAHA ÖNCEKİLER }

KİMLİK

Oyhan Hasan BILDIRKİ'den çeşitli edebi yazılar, eleştiri, deneme, makale örnekleri ve seçilmiş şiirler

Ana Sayfa
Hayatım
Yazı Odam
Arkadaşlarım
Admin Girişi
e-Posta Gönder

BAĞLANTILAR

EDEBİYAT PENCERESİ
GÖKÇE
ÖYKÜMÖYKÜ
SEVGİYE SUSAMAK
SARIZEYBEK
DOLUNAY
ALEVDEN DOSTLUKLAR

ETİKETLER


SON YAZILARIM

"Ceylan Gözlüm" ve "Dil Çerezleri" Vitrine Çıktı
Güneşi Paylaşmak
KARA KIZIN KUĞULARI
KELOĞLAN’IN NARLARI
Osman Aytekin'den Bir Çizgi Roman: GÜL BABA VE IV MURAT
SARIZEYBEK DERGİSİ 40. SAYISINA ULAŞTI
BİR KİTABIN ELEŞTİRİSİ: ÜÇÜNCÜ GÜNÜN ÖĞLESİ
ÖZLEM DENİZİ
ÇANAKKALE ŞİİRLERİ
ÇANAKKALE GEÇİLEMEDİ DUYSUN DÜŞMANLAR
İLK AŞKLAR
GİTME YÂR
ÖZET
MİLLÎ MÜCADELE’DE SÖKE CEPHESİ VE ÖNDERLERİ
HÜSEYİN ÖZMEN: SEVDA GÜLDEN KONUŞ(T)UR
YAZARINI BEKLEYEN TOPRAKLAR
BİRİCİK ANAMA
CENGİZ AYTMATOV ÖLDÜ
GÖZBEBEĞİM, MEMLEKETİM SÖKE
HÜZÜN DÜŞMÜŞ PENCEREM AYDINLANACAK

ARKADAŞLAR

sahi
sukranca
hasanbildirki
yeniedebiyat
ilhanm
cocukca
muzaffererdem
kastamonunet
Ali ŞAHİN (alsah)
Ali ŞAHİN
senpazarinsesi
yasarcagbayir
canakkaledestandestan
Blogcu Yardım
yeniguneturku
alsahindex
eglencecafe
kitapnehri

MÜZİK

ZAMAN NE?

TANITIM


Web GÖKÇE

RESİMLER















Öteki Resimler

ÖTEKİLER

Sitenizesayac.com

TAHTA


DÜZENLEYEN © GÖKÇE
RESİMLEME © TUTKULU YÜREĞİM
GÖKÇE © ADMİN GİRİŞİ
RESİMLEME © OYHAN
GÖKÇE

photo

GÖKKUŞAĞI