Oyhan Hasan BILDIRKİ'den çeşitli edebi yazılar, eleştiri, deneme, makale örnekleri ve seçilmiş şiirler
GÖKÇE | |
ÇANAKKALE ŞİİRLERİ
01:52, 10/3/2009
.. Posted in Siirler
.. yok Yorumlar
.. <%TrackbackCount%> trackbacks
.. Bağlantılar
![]() ÇANAKKALE’DE 15 YAŞINDA ŞEHİT DÜŞEN LAPSEKİ’Lİ AHMET İÇİN YAZILMIŞ VE TÜM ŞEHİTLERİMİZE ARMAĞAN EDİLMİŞTİR MEHMET’TEN CEVAP Ben o kadar büyüdüm mü ki, Asker ettiler.. O meşhur cephelerde, sınır boyunda, Tüfek kundağını, bu küçük başıma, Yastık ettiler.. Vurulup düştüğüm yerdeyim hâlâ, Göğsümü, sinemi “bastık “ettiler. Çatalı, kaşığı bilmeden elim, Tüfeği, tetiği teslim ettiler. Bilmişler önceden geleceğimi, Önceden bilmişler öleceğimi, Ellere vermişler sevdiceğimi. Önemi yok, can ile canan dediğin ne ki, Bu vatan uğruna verilmez mi ki, Üzülmen o kadar gereksizdi ki, Cennette hûriler bayram ettiler. Bir görsen buradaki yerlerimizi, Bir görsen gelirken en fakirimizi, Peygamberler Efendisi karşılar bizi. Mutlaka alırım yanıma sizi, Üzülmen o kadar gereksizdi ki, Cennette huriler bayram ettiler. Matarada suyumuz tam bitmişti ki, Melekler Kevser Şarabından ikram ettiler, Dünyada olmayan nice nimetler, Tadını bilmediğim nice meyveler, Bunlar ebediyen sizin dediler, Hûriler cennette bayram ettiler... Zekeriyya BİCAN MEHMET’LE SÖYLEŞİ İbadetlerin en yücesi, can vermekti vatanı için, Damar damar kan vermekti bu topraklar için... Sınırlarda nöbet tutmaktı seher vakitlerinde Mehmet’im, sen en büyüğünü seçtin bu hizmetlerin... Uykuları unutmuş, mahzun ve çocuksu gözlerin vardı, Emret öleyim çavuşum, diyen sözlerin vardı... Düşman askerini sırtına alıp nereye gidiyordun öyle, Duyguların neydi o yükünle, ey mübarek asker söyle! Sonradan duydum ki, yarasını gömleğinle sarmışsın, Ekmek vermiş, su içirmişsin, gariptir diye, Sonra memleketine göndermişsin, anası bekler diye... Bu nasıl savaş, bu nasıl askerdir, Allâh’ım aklım almıyor! Düşmanının yarasını saracak başka asker var mıdır? Çanakkale yüce şehir, işte böyle büyük, şehitler yatağıdır, Çanakkale’m ancak, düşmanına cehennem batağıdır, Duygusuz düşmanların, hâlâ ağrıdan zonklayan şakağıdır... Nice anaların nemli gözleri, güneşin battığı yerde kaldı, Bir gün aslanım dönecek saracağım diye, kolları açık kaldı. Aşklar ermedi vuslata, düğünler ertelendi ahirete kaldı, Zaman durdu yüreklerde, saatler de şaşırdı zamanı, Biter sanılan bu nöbetler, bitmedi uzayıp mahşere kaldı. Düşmanıyla beraber sarılmış yatanlar, o şehidin binlercesidir, Düşman yarasını sarıp da ölmek, hakkın bir başka cilvesidir, Bu, dünya harp tarihinin hâlâ çözülmemiş bir garip bilmecesidir. O gün anladı düşman, vurduğu asker kimdir, toprağı neresidir, Türkiye’m için 18 Mart 1915 gecesi, bin asrın beraat gecesidir!.. Zekeriyya BİCAN { } { SAYFADAN 1 SAYFAYA 33 } { DAHA ÖNCEKİLER } |
|